4.sınıf konuları

1)ÇEVREMİZDE SAYISIZ MADDE VARDIR

         Madde; kütlesi ve hacmi olan her şeye denir. Çevremizde sayısız denecek kadar çok madde vardır. Bitkiler, hayvanlar, dağlar, insanlar, demir, altın, gümüş, hava gibi pek çok şey maddeye örnektir.

         Hava gibi gaz maddeleri göremediğimiz halde, varlıklarını çeşitli etkileriyle hissedebiliriz. Esen rüzgârın derimiz üzerinde yaptığı etkiyi, balonun üflenerek şişirilmesi, nefes alıp vermemiz bize havanın varlığını gösteren olayların başında gelir.

         Her maddenin;

a)   Görülebilir ve hissedilebilir özellikleri ve

b)   Ölçülebilir özellikleri vardır.

1. Maddeyi Niteleyen Özellikler

         Maddelerin varlığını duyu organlarımızla (kulak, göz, burun, dil, deri) algılarız. Maddeleri, duyu organlarımızla tanıyıp niteleriz. Maddeler, elle tutulabilir, gözle görülebilir ve hissedilebilir özelliklerine sahiptir.

        2. Nitelemek Ne Demek?

         Niteleme amacıyla;

  • Saydam x opak (saydam olmayan),
  •  Sert x yumuşak,
  • Parlak x mat,
  • Kırılgan x sağlam,
  • Esnek x berk (esnek olmayan),
  • Su çeken x su çekmeyen,
  •  Suda yüzen x suda batan,
  • Pürüzlü x pürüzsüz

gibi zıt anlamlı özellikler kullanırız.

Cam, asetat gibi ışığı geçiren, arkasında ne olduğunu gösteren maddelere saydam maddeler; tuğla, duvar, tahta gibi ışığı geçirmeyen, arkasında ne olduğunu göstermeyen maddelere ise opak (saydam olmayan) maddeler denir. Buzlu cam, bazı plastikler ve defter yaprağı gibi bazı maddeler ise ışığı az geçirirler. Bu maddelere de yarı saydam maddeler denir. Camın, ışığı geçirme özelliği olmasaydı, gözlükler ve otomobil pencereleri camdan yapılmazdı.

         Elmas, gümüş, altın yüzük gibi ışıltılar saçan maddeler, parlak maddelerdir. Odun, bazı kömürler, kitap, defter, kum ise mat maddelerdir.

         Maddeler, farklı sertliğe sahiptirler. Sertlik, çoğunlukla çizilmeye dayanıklı maddelerin bir özelliğidir. Bazı maddelere kolayca şekil verebilirken bazılarına şekil vermek daha zordur. Çeşitli nesneler kullanarak şekil verebildiğimiz maddeler yumuşak maddelerdir. Kolayca şekil veremediğimiz maddeler ise sert maddelerdir. Örneğin; taş, duvar, tahta gibi maddeler sert; pamuk, yün, lastik gibi maddeler ise yumuşaktır.

NOT: Elmas, doğada bulunan en sert maddedir. Diğer sert cisimleri kesmek için elmas kullanılır.

         Bazı maddeler, gerdirdiğimizde esner ve bırakıldığında tekrar eski şekline döner. Bu tür maddeler esnek maddelerdir. Esnemeyen maddeler ise berktir. Paket lastiği, tükenmez kalem yayı, sünger, esnek maddelerdir. Çekiç sapı, çivi, kalem ise berk maddelerdir.

         Cam bardak ya da porselen fincan elimizden düştüğünde kırılır. Bu gibi maddelere kırılgan maddeler denir. Demir çubuğu ise kırmak zordur. Bu yüzden demir gibi maddeler sağlamdır. Cam ve ağaç, sert maddelerdir, ama cam daha kolay kırılır. Çatal ve kaşık, sağlam bir madde olan çelikten yapılır. Sert plastikten yapılan ve piknik için kullanılan çatal ve kaşıklar ise kırılgandır.

         Yağmurlu günlerde şemsiye kullanırız. Çünkü şemsiye, su çekmeyen (su geçirmeyen) kumaştan yapılır ve ıslanmamızı önler. Evimizdeki çiçeğe su döktüğümüzde toprak, suyu hemen çeker. Bu gibi maddelere de suyu çeken maddeler denir.

         Maddelerin suyun içinde batmaları veya yüzmeleri maddelerin büyüklüğüne değil, maddelerin cinsine bağlıdır. Küçük taşlar ve kum suda batar, taşınmayacak kadar ağır tahta blok ise suda yüzer. Bazı maddeler suda batar, bazıları ise suda yüzer.

         Demir, çelik, nikel gibi maddeler mıknatıs tarafından çekilirken; lastik, cam, taş ve ağaç gibi maddeler mıknatıs tarafından çekilmez.

         Birçok maddenin kendine özgü rengi vardır. Tuz ve şeker beyaz renkli, kömür, siyah renklidir. Bunun yanı sıra hava gibi bazı maddeler renksizdir. 

Bazı maddelerin de kendine özgü kokuları vardır. Gül, çikolata, sarımsak, soğan kokulu maddelerdir. Koku, onları tanımamıza yardımcı olan önemli bir özelliktir. Ancak taş, su ve cam, kokusuz maddelerdir.

Her maddenin kendine özgü bir tadı vardır. Farklı yiyecekler yediğimizde farklı tatlar alırız. Örneğin; limon ekşi, kırmızı biber acı, şeker de tatlı bir yiyecektir.

Bazı maddeleri de pürüzlü olup olmadıklarına bakarak tanımlamaya çalışırız. Halı, duvar, ağaç kabuğunun yüzeyi pürüzlü, çelik tencere, televizyon ekranı ise pürüzsüz bir yüzeye sahiptir.

 

Her maddenin kendine özgü özellikleri vardır. Maddelerin özellikleri ile günlük hayatta kullanımları arasında önemli bir ilişki vardır. Örneğin;

  •  Kışlık botlarımız deri yerine kumaştan yapılıyor olsaydı yağmurlu-karlı günlerde ayaklarımız ıslanırdı.
  •  Yemek pişirilen tencereler çelik yerine plastik veya tahtadan yapılsaydı, ateşin üstüne konulan tencere yanardı.
  •  Evimizdeki ya da sınıfımızdaki pencerelerde cam yerine demir kullanılsaydı Güneş ışığı içeri giremezdi.

Bu gibi nedenlerden dolayı, günlük hayatta bir madde kullanılırken onun sahip olduğu özellikler dikkate alınarak yapacağımız iş için en uygun özellikteki madde seçilmelidir.

4. Nesneleri Sınıflandırmak Kolay Mıdır?

Nesneler kullanıldıkları yere göre cisim, eşya, malzeme, alet gibi farklı isimler alırlar. Bu nedenle, nesneleri sınıflandırırken kesin sınırlar çizilmemelidir.

Sandalyenin ağaç kısmı berk, ama çelik ayakları daha berktir. Bıçak esnek olabilir ama sünger daha esnektir. Bu nedenle maddeleri nitelerken kesin sınırlar çizilmemelidir. Bilim insanları, maddeyi nitelerken özelliklerine kesin sınırlar koymaz. Bilim, anlaşmazlıkları kabule zorlamaz, çözmeye çalışır. Aynı konuda olabilecek farklı düşünceleri tartışarak, bunların anlam, önem ve sonuca yönelik kullanımını değerlendirir.

5. MADDE, CİSİM, MALZEME, ALET, EŞYA

 

Madde; hacmi ve kütlesi olan her şeye denir. Örn: demir, altın, gümüş, tahta, …

Cisim; Maddenin şekil almış haline denir.

Malzeme; kullanıldıkça biten, yerine yenisi alınan maddedir. Başka bir deyişle; birçoğunu bir araya getirerek bir tüketim maddesine dönüştürdüğümüz maddelerdir. Her malzeme kullanılır ve tükenir. Örn: Un, şeker, yumurta gibi malzemeler kullanılarak kek yapılır.

Alet; cisimlere şekil vermek ya da onlar üzerinde bir iş yapmak için kullanılan varlıklara denir. Örn: Matkap, tornavida, makas, çekiç, …

Eşya; Günlük hayatımızı kolaylaştıran, yaşamımızda kullandığımız varlıklardır. Eşyalar eskir, ama tükenmez. Uzun süre dayanır.  Örn: Kanepe, sehpa, televizyon, masa, …

2)MADDENİN HALLERİ

Maddenin halleri, katı, sıvı, gaz ve plazma olmak üzere dört tanedir. Gündelik hayatta maddeler genel olarak katı, sıvı ya da gaz halinde bulunur, ancak Dünya dışında, evrendeki maddenin %99′u plazma (iyonlaşmış gaz) halindedir. Madde, istenildiğinde ortam şartları elverişli hale getirilerek bir halden diğerine dönüştürülebilir.

Katı
Maddenin katı hali belirli bir şekle ve hacme sahiptir. Katı maddeyi oluşturan atom ve moleküller yok denecek kadar azdır. Atom ve moleküller arasında bir düzenlilik vardır. Atomlar titreşim hareketi yaparlar. Maddenin en düzenli halidir.

Sıvı
Maddenin sıvı hali, belirli bir şekle sahip değildir. Sıvılar akışkan olduklarından bulundukları kabın şeklini alır. Sıvı halde atom veya moleküller katılardan daha düzensiz olup tanecikler arası boşluklar katılardan daha fazladır ama sıkıştırlamazlar. Birazcık düzensiz hareket vardır. Ayrıca bulundukları kabın şeklini alırlar ve bir halden başka bir hale girebilirler.

Gaz
Atom veya moleküllerin arasında boşlukların en çok olduğu haldir. Gaz tanecikleri arasında boşluk fazla olduğunda gazlar sıkıştırılabilirler. Gaz tanecikleri düzensiz olarak hareket ederler. Bu hareketleri sırasında gaz molekülleri birbiri ile homojen olarak karışabilirler. Bunların yayılmaları hissedilebilir veya gözle takip edilebilir. Bir odaya damlatılan bir kolonyanın kokusu kısa sürede hissedilirken, bir sigara dumanının yayılması da gözle takip edilebilir. Konuldukları kabı dolduracak şekilde genleşerek kabın şeklini ve hacmini alırlar. Gazlar maddenin en düzensiz halidir ve sadece gazlar (tanecikler arasındaki boşluk fazla olduğu için) sıkıştırılabilme özelliğine sahiptir.

Plazma

Gaz halindeki maddeye enerji vermeye devam edersek, atomların dış kabuklarındaki elektronlar atomdan ayrılmaya başlar. Bu durumda madde, artı ve eksi yüklü parçacıklardan oluşan yüksek enerjili bir gaz haline gelir. Artı ve eksi yükler, birbirlerini çekmelerine rağmen, birleşerek nötr bir atom oluşturamazlar çünkü parçacıkların kinetik enerjileri, aralarındaki elektrostatik bağ enerjisinden fazladır. Güneş ve diğer yıldızlar (nötron yıldızları hariç) tamamen plazma halindedir. Plazma haline uzay boşluğunda da bolca rastlanır. Uzaydaki plazma çok daha soğuk olmasına rağmen, çok seyreltik olduğu için birleşerek nötr atomlar oluşturma ihtimali düşüktür. Gazlardan örnekler; hava, doğal gaz, likit gaz, sera gazları, vb. gibidir.

Su örneği
Bir madde farklı sıcaklık ve basınç şartlarında üç halde de bulunabilir. Örneğin saf su, H2O ile formüle edilir.

  • Katı halde buz,
  • sıvı halde su,
  • ve gaz halinde su buharı, şeklinde bulunur.

3)MADDENİN ÖLÇÜLEBİLİR ÖZELLİKLERİ

1. Kütle

Kütle, madde miktarının bir ölçüsüdür. Aynı büyüklükteki maddeler, farklı kütlelere sahip olabilir. Maddenin büyüklüğü kütlesini tahmin etmede yanıltıcı olabilir. Maddelerin kütlelerini doğru ve tam ölçmek için eşit kollu terazi adı verilen alet kullanılır.

Eşit kollu terazilerde, tartılan maddenin kütlesi, bilinen kütlelerle karşılaştırılır. Kütle birimi olarak gram ve kilogram

kullanılır. Bu iki birim sırasıyla; “g” ve “kg” sembolleriyle gösterilir. 1 kg = 1000 g ve 500 g = 0,5 kg’dır. Sizler de çeşitli katı maddelerin kütlelerini tartarak ölçebilirsiniz. Ölçüm sonuçlarını g’dan kg’a, kg’dan g’a çeviriniz.

Sıvıların kütlesi, katılarda olduğu gibi eşit kollu teraziyle tartılarak öğrenilebilir. Açık pekmez veya tahin satılan dükkânlarda önce boş kap tartılır. Bu tartım sonucu elde edilen değer, kabın darasını verir. Sonra kap pekmez veya tahin ile doldurularak yeniden tartılır. ikinci tartımın sonucu pekmez ile kabın brüt kütlesidir. Brüt kütleden dara çıkarılırsa net kütleye ulaşılır.

Maddenin ölçülebilir özellikleri:

1. Maddelerin duyu organlarımızla belirlediğimiz büyüklük, şekil, koku, renk, tat, sertlik gibi özellikleri kişiler göre değişebilir.

2. Maddelerin pürüzlülük, matlık, saydamlık, esneklik gibi özellikleri ölçülemez.

3. Maddeleri birbirinden ayırmak için değişmeyen ve ölçülebilen özelliklerinden yararlanılır.

4. Maddelerin kişilere göre değişmeyen özelliklerine ölçülebilir özellikleri denir.

5. kütle ve hacim maddenin ölçülebilir özellikleridir.

6. Bir maddenin değişmeyen miktarına kütle  denir.

7. Kütle birimi olarak kilogram ve gram kullanılır.

8. Katı bir maddenin kütlesi eşit kollu terazide tartılarak ölçülür.

9. Sıvı ya da gaz maddelerin içine konulacağı kabın boş olarak kütlesine dara denir.

10. Kabın kütlesi ile kendisinin kütlesinin birlikte ölçülmesine brüt kütle denir.

11. Net kütleyi bulmak için brüt kütleden dara çıkarılır

12. Maddenin boşlukta kapladığı yere hacim denir.

13. Sıvı maddelerin hacmini ölçmek için litre ve ya mililitre kullanılır.

14. Katılardan düzgün şekilli olanların hacmi metre ile ölçülür.

15. Düzgün şekilli olmayan katıların hacmi dereceli silindirle ölçülür.

16. Gazların belirli bir hacimleri yoktur

17. Gazların hacmi içine konuldukları kabın hacmi kadardır.


2) Hacim;

Her madde uzayda bir yer kaplar. Maddelerin uzayda kapladıkları yere hacim denir. Hacim, bütün maddelerin ortak bir özelliğidir ve maddenin kapladığı yerin büyüklüğünün ya da küçüklüğünün bir ölçüsüdür.

Bütün maddelerin şekil ve halleri nasıl olursa olsun, hacimleri ölçülebilir. Katı, sıvı ve gaz maddelerin hacimleri vardır. Hacim, maddelerin ölçülebilir ve ortak özelliklerinden biridir.

Hacim, ayırt edici bir özellik değildir. Çünkü maddenin cinsini bildirmez, sadece miktarını bildirir. Maddeyi tanımamız için hacminin ne olduğunu bilmek bir işe yaramaz. 100 ml şeker ile 100 ml su aynı hacme sahip oldukları halde farklı maddelerdir. Dolayısıyla 100 ml’lik bir madde mutlaka şekerdir ya da mutlaka sudur diyemeyiz.

Hacim birimleri, metreküp (m3) veya litre (L veya lt)’dir.

 

a. Sıvıların Hacminin Ölçülmesi

Sıvıların hacmini ölçmek için dereceli silindir kullanırız. Sıvıların hacmi, dereceli kaplar ile hatasız bir şekilde ölçülür.

Marketten alınan süt veya meyve suyu paketinin üzerinde bir litre ya da 1000 mL yazmaktadır. Sıvı maddelerin hacmini ölçmek için litre (L) denilen ölçü birimi kullanılır. Küçük meyve suyu kapları ya da süt paketlerinin üzerinde 200 mL (mililitre) gibi hacim gösteren değerler vardır.

 

b. Katıların Hacminin Ölçülmesi

Katı cisimlerin düzgün bir geometrik şekilleri varsa, geometrik formül ve hesaplamalar sonucu hacimleri hesaplanabilir. Örneğin; küp, prizma, silindir ve piramit gibi cisimler, düzgün geometrik şekle sahiptirler. Bu geometrik cisimlerin hacimleri, kendilerine özgü formül ve bağıntılarla hesaplanabilir.

Düzgün geometrik şekli olmayan cisimlerin hacimleri, sıvıların yer değiştirme prensibinden yararlanılarak hesaplanabilir. Taş, demir, bakır vb. maddeler, su içine atıldıklarında dibe çökerler. Bu maddeler, suya göre daha yoğundur. Suyun dibine batan bu maddeler, su seviyesinin yükselmesine neden olurlar. Yani hacimleri kadar suyun taşmasına sebep olurlar. Su, taşın hacmi kadar yer değiştirmiştir.

Dereceli bir kaba bir miktar su koyarak hacmini ölçelim. Kabın içine birkaç tane taş atılırsa dereceli kaptaki su seviyesinin yükseldiği görülür. Son ölçümden ilk ölçüm çıkarılırsa aradaki fark, taşın hacmidir.

Bir katının hacmini, doğrudan dereceli silindir veya ölçülü kaba koyup ölçemeyiz. Çünkü taneleri arasında boşluklar kalır. Bu boşlukların hacmini bilemeyeceğimiz için dereceli silindirden okuduğumuz hacim değeri doğru olmaz.

 

c. Gazların Hacminin Ölçülmesi

Gazların da sıvılar gibi kendilerine özgü bir şekilleri yoktur. İçinde bulundukları kabın şeklini alırlar. Yayılma özellikleri sayesinde de bulundukları kabı tamamen doldururlar. Dolayısıyla gazların hacmi, içinde bulundukları kabın hacmi kadardır.

atıldıklarında dibe çökerler. Bu maddeler, suya göre daha yoğundur. Suyun dibine batan bu maddeler, su seviyesinin yükselmesine neden olurlar. Yani hacimleri kadar suyun taşmasına sebep olurlar. Su, taşın hacmi kadar yer değiştirmiştir.

Dereceli bir kaba bir miktar su koyarak hacmini ölçelim. Kabın içine birkaç tane taş atılırsa dereceli kaptaki su seviyesinin yükseldiği görülür. Son ölçümden ilk ölçüm çıkarılırsa aradaki fark, taşın hacmidir.

Bir katının hacmini, doğrudan dereceli silindir veya ölçülü kaba koyup ölçemeyiz. Çünkü taneleri arasında boşluklar kalır. Bu boşlukların hacmini bilemeyeceğimiz için dereceli silindirden okuduğumuz hacim değeri doğru olmaz.

4)MADDENİN DEĞİŞİMİ

  • Doğada kendiliğinden bulunan maddelere DOĞAL MADDELER denir.
  • Doğal maddeler bir takım işlemlerden geçirilerek elde edilen ürünlere İŞLENMİŞ MADDELER denir.
  • Doğada kendiliğinden bulunmayan, insanlar tarafından çeşitli malzemeler kullanılarak üretilen maddelere ise YAPAY MADDELER denir.

İnsanlar İşleyerek Maddeyi Değiştirirler

Şeftali, dalından koparılarak yenilebilen doğal bir meyvedir. Ancak şeftali farklı şekillerde de tüketilir. Şeftaliler toplanarak fabrikada sıkılır ve suyu şişelere doldurularak tüketime sunulur. Bir şişe şeftali suyu şeftalinin işlenmiş halidir. Şeftali reçeli ve marmelâdı da şeftalinin işlenmiş halidir. Şeftali kurutulurken de bazı işlemlerden geçirilir.

Şeftali nektarı adı altında satılan ise yapay meyve suyudur. Çünkü şeker, su ve şeftali aroması (hoş kokusu) ile gıda boyaları kullanılarak elde edilir.

Yapay Madde

Evimiz, okulumuz gündüzleri güneş ışığı ile aydınlanır. Güneş doğal ışık kaynağıdır. Geceleri evlerimizi aydınlatmak için kullandığımız lamba ve mum ise yapay ışık kaynaklarıdır.

Besin maddesi olarak da kullandığımız birçok yapay madde vardır. Örneğin piyasada su, şeker ve gıda boyaları kullanılarak yapılmış meyve suları satılmaktadır. Bu tür meyve suları yapay maddelerdir. Ancak doğal meyvelerden elde edilmiş meyve sularının dayanıklılığını arttırmak için yapay madde eklense de bu tür meyve sularına yapay madde denmez.

Soya fasulyesi kullanılarak yapılan kuşbaşı et ve kıyma lezzeti doğal olana yakın yapay maddelerdir. Mutfağımızda temizlik işlerinde kullanılan mutfak süngerleri de yapay maddedir.

5)MADDENİN ISI ETKİSİYLE DEĞİŞİMİ

a)ISINMA-SOĞUMA

* Isı enerjisi alan maddenin sıcaklığı artar.

* Maddenin sıcaklığının artması ısınma sonucunda gerçekleşir.

* Örneğin Yanmakta olan ocağın üzerinde bulunan çorba ya da yemek bir süre sonra ısınır.

* Yiyeceklerin pişmesi ısınma ile gerçekleşir.

* Özel karışımlı toprakların pişmesi ile seramik, porselen, kiremit, tuğla… vb. malzemeler yapılır.

* Sıcak su ile temizlik iyi sonuçlar verir.

* Havanın ısınması ilkbaharda bitkilerin uyanmasına neden olur.

* Isınan hava bitkilerin gelişmesine ve tohumların çimlenmesine neden olur.

* Demir, cam vb. maddelerin ısınması işlenmesini kolaylaştırır.

* Isı enerjisini kaybeden maddeler soğur.

* Madde yeterince soğursa donma ve yoğunlaşma olur.

* Karayolları soğumanın yol açtığı buzlanma nedeniyle bozulur.

* Soğuk havada mikroplar etkinlik göstermez, yaşamaz.

* Soğuyan maddeler sertleşir.

* Isınma ve soğuma olayları art arta gerçekleştirir ve sütteki mikroplar yok edilir.(Pastörize sütler)

* Dondurulmuş besinler uzun süre saklanır.

* Uzun süre soğukta kalan canlılar ölebilir.

 

Havadaki ısınma ve soğuma;

 

* Yağışların

* Rüzgârların

* Toprak oluşumunun

* Şimşek ve yıldırımların oluşmasına neden olur.

 

b)HAL DEĞİŞİMLERİ

 

* Maddeler bir halde diğerine geçebilirler.

* Örneğin su sıvıdır. Buzluğa koyduğumuzda donar ve katılaşır. Isıttığımızda ise gaz halini alır.

* İşte bu değişime Hal değişimi denir.

* Hal değişimleri Erime, donma, buharlaşma, yoğunlaşma ve süblimleşme şeklinde olur.

 

1)Erime ve Donma

* Katı haldeki bir madde yeterince ısı alırsa sıvı duruma geçer. Bu olaya erime denir.

* Her madde kendine göre bir sıcaklık derecesinde erir. Bu maddelerden bazıları aşağıda verilmiştir.

 

Madde Erime Sıcaklığı (ºC)

Buz 0

Civa -39

Naftalin 79

Tuz 800

Demir 1532

 

 

* Yeterince soğuyan sıvı maddelerin katı hale geçmesine de Donma (katılaşma) denir.

* Donma olayı erimenin tersidir. Bir maddenin erime ve donma sıcaklıkları aynıdır.

* Eriyen maddenin hacmi büyür. Donan maddenin hacmi küçülür.

* Erime ile çözünme olayı çok farklıdır.

* Erime ısı etkisi ile gerçekleşir. Çözünme ise katı maddelerin sıvı içinde çok küçük parçacıklar biçiminde dağılmasıdır.

 

2)Buharlaşma ve Yoğunlaşma (Yoğuşma)

* Yeterince ısınan sıvı maddelerin gaz haline geçmesine buharlaşma denir.

* Buharlaşma her sıcaklık derecesinde gerçekleşir. Bundan dolayı buharlaşma derecesi yoktur.

* Islak maddelerin kuruması; bu maddedeki suyun buharlaşarak uzaklaşması sonucunda olur.

* Buharlaşma sırasında gerekli ısıyı veren madde ısı kaybeder; soğur.

* Karpuz dilimi bir süre dışarıda bekletilirse yüzeyi soğur.

* Suyu sızdıran testiler suyu soğuk tutar.

 

Bazı etkenler buharlaşmayı hızlandırır. Bunlar;

* Sıcaklığın artması

* Yüzeyin büyümesi

* Basıncın azalması

* Havanın rüzgârlı olması

* Havanın kuru olması

 

Doğada Su Döngüsü

* Yeryüzündeki sular yerle gök arasında durmadan devam eden bir döngü içindedir. Bunun nedeni suyun halden hale geçmesidir.

* Güneşin etkisiyle buharlaşan sular gökyüzünde bulutları oluşturur. Bulutlar çok küçük su damlacıklarından oluşur.

* Soğuk bir hava tabakasına rastlayınca ısı kaybettikleri için bulutlardan Yoğuşma çoğalır.

* Yoğuşmayla ağırlaşan su damlacıkları yeryüzüne doğru düşmeye başlar. Buna yağmur denir.

* Bazen soğuk hava tabakası buluttaki su damlacıklarını doldurur. Bu durum kar yağmasına neden olur.

* Dolu ise yağmur damlalarının daha soğuk bir hava tabakasına rastlayarak donması sonucu oluşur. Yeryüzüne yağışlarla tekrar dönen su yine Güneşin etkisiyle buharlaşarak gökyüzüne yükselir.

* Böylece yeryüzündeki su, dengesi sürekli olarak korunmuş olur.

 

* Gaz maddelerin ısı vererek Sıvı duruma geçmelerine Yoğunlaşma (Yoğuşma) denir.

* Kışın odadaki havada bulunan su buharı soğuk cam yüzeyine çarpar ve yoğunlaşır. Bu durumda camda sulanmalar meydana gelir.

* Bulutlar; havadaki su buharının yoğunlaşması sonucu oluşurlar.

* Yoğunlaşan madde ısı verir.

* Yoğunlaşma olayı;

  • Suyun doğal döngüsünü
  • Soğutma devrelerinin çalışmasını
  • Suyun arıtılarak içme suyu olarak kullanılmasını sağlar.

3) Kaynama

* Kaynama; buharlaşmanın hızlı halidir.Buharlaşma olayı sının yüzeyinde gerçekleşir.

* Kaynamakta olan bir sıvının ise her noktasında buharlaşma görülür.

* Her madde belli sıcaklıklarda kaynar.

* Örneğin su 100°C de, Hava -191°C de, Civa 357°C de kaynar..

* Basıncın artması kaynama hızını arttırır.

* Örneğin; düdüklü tencereler basınçlı olduğundan yemekler daha hızlı pişer.

* İstanbul’da hava basıncı Ankara’dan daha yüksek olduğundan; İstanbul’da sıvılar daha yüksek sıcaklıkta kaynar.

* Yabancı maddeler kaynama sıcaklığını arttırır.

* Saf su 100°C de kaynarken; kireçli, şekerli, tuzlu su daha yüksek derecelerde kaynar.

* Çorbanın kaynama sıcaklığı suyunkinden yüksektir.

 

4) Bozunma (Bozulma)

* Isı bazı maddelerin yapısında değişikliğe yol açar.

* Isı etkisiyle maddenin yapısında olan bu değişikliğe bozunma(Bozulma)denir.

* Örneğin; pişirilen yiyeceklerin yapısı değişir.Oda sıcaklığında bekletilen bazı yiyecekler kokuşur.

* Isıtılan şeker kömürleşerek bozunur.

* Odun kömürü odunun ısıtılması sonucunda oluşur.

* Kullandığımız kömür, petrol canlı yapılarının milyonlarca yılda bozunmasından oluşur.

 

 

NOT: Kaynama, Buharlaşma ve erime için maddenin ısı alması gerekir.

Yoğunlaşma olayında ise maddenin ısı vermesi gerekir. 6)MADDELER DOĞADA KARIŞIK HALDE BULUNUR

Maddeler doğada her zaman saf halde bulunmaz. Madenciler karışık bulunan madenleri bulup ,fabrikalarda işlenip saf hale getirilmesine yardımcı olurlar.

          SAF MADDE- KARIŞIM

SAF MADDE: Çevremizdeki bazı maddeler saf durumundadır. İçlerinde kendinden başka madde bulunmayan maddelere saf maddeler denir. Şeker, tuz, cam, altın, alüminyum gibi maddeler saf maddelerdir.

KARIŞIMLAR
Çevremizdeki bir çok madde karışımlar halindedir. Birden çok saf maddenin kendi özelliklerini kaybetmeden bir araya gelmesiyle, oluşan maddelere karışım denir. Toprak, şekerli su, limonata, ayran, ekmek, süt, reçel, bal, hava, deniz suyu, harç karışımdır.

Karışımların özellikleri

1)     Karışımı oluşturan maddeler kendi özelliklerini kaybetmezler.

2)    Karışımı oluşturan maddelerin miktarları arasında belirli bir oran   yoktur.İstenildiği oranda karıştırılabilirler.

3)     Karışımların erime ve kaynama noktaları sabit değildir.

4)     Karışımların belirli bir kimyasal formülleri yoktur.

5)     Karışımlar fiziksel yollarla oluşur ve bileşenlerine fiziksel yollarla ayrılırlar.

    Örneğin : Demir saf maddedir. Kükürt saf maddedir. Fakat demir tozu ve kükürt tozunu karıştırdığımız zaman içinde sarı ve siyah renkli tanecikler görürüz.

Karışımlar homojen ve heterojen olmak üzere ikiye ayrılırlar.

ÇÖZELTİLER
Katı sıvı yada gaz bir maddenin bir sıvı içerisinde dağılması sonucu oluşan saydam sıvı karışımlarına çözelti denir. Şekerli ve tuzlu su, maden suyu, gazlı içecekler, deniz suyu çözeltilere örnektir. Şeker, tuz gibi maddeler suda erimezler, çözünürler

 

Homojen karışımlar:

Her tarafında aynı özelliği gösteren, tek bir madde gibi davranan karışımlara denir.

Homojen karışımlara genel olarak çözeltiler de denir.

Tuzlu su,hava,kolonya,24 ayar altın örnektir.

Metallerin eritilip karıştırılmasıyla oluşan homojen karışımlara ise alaşım denir.

Bakır+çinko= pirinç

Kurşun+kalay= lehim

Bakır+kalay=tunç

Altın+bakır=bilezik alaşımı

Krom+nikel+karbon+demir=çelik
BİLELİM
Deniz suyu bir çözeltidir. Fakat tüm denizlerde tuzluluk oranı aynı değildir. Örneğin Akdeniz Karadeniz’e göre daha tuzludur. Bunun nedeni Akdeniz’de buharlaşmanın, Karadeniz’de ise yağışların fazla oluşudur.

Bir çözeltide çözünen ve çözücü olmak üzere iki madde vardır.

Örneğin; şekerli suda şeker çözünen, su çözücüdür.

Bir çözeltide çözücü fazla çözen az ise buna seyreltik çözelti, çözücü az çözünen fazla ise buna da derişik çözelti denir.

Çözeltinin Özellikleri 1-Çözünen madde çözen içinde gözle görülmez.

Tuzlu suda;

Tuz                      çözünen madde

Su                            çözen madde

Tuzlu su                          çözeltidir.

Şekerli suda;

Şeker                 çözünen madde

Su                 çözen madde

Şekerli su               çözeltidir

Su iyi bir çözücüdür. Fakat çözünen madde çözen maddeden fazla olduğu zaman çözünen madde suyun içinde görünür. Buna da doymuş çözelti denir.

Örneğin ;Bir bardak suya 2 şeker atarsak hepsi çözünür ama 10 şeker atarsak bir miktarı dibinde belirgin biçimde görünür.

2-Süzmekle birbirinden ayıramayız.

3-Beklenirse çözeltideki madde dibe çökmez, ancak kaynatılırsa birbirinden ayrılır

4-Çözeltiler saydam maddelerdir.

Heterojen karışımlar: Her yerinde aynı özellikleri göstermeyen karışımlara denir.

Heterojen karışımlar süspansiyon ve emülsiyon olarak iki özel durumu vardır:

Süspansiyon (katı-sıvı karışımı):su-kum, su-tebeşir tozu

Emülsiyon(sıvı-sıvı karışımı)     :su-zeytin yağı, su-benzin karışımı, süt içindeki yağ damlacıkları da birer emülsiyondur.

7)KARIŞIMLAR AYRILABİLİR Mİ?

Doğadaki maddelerden pek çoğu saf olarak bulunmaz,karışım olarak bulunurlar.Hava, toprak,kayalar,petrol …gibi maddeler doğal karışımlardır.Doğadaki bu karışımlardan saf madde elde etmek için çeşitli teknikler kullanılır.

 Bu ayırma tekniklerinin başlıcaları eleme ,süzme,yüzdürme,dinlendirme, çözme-kristallendirme ve damıtmadır.

ELEME:Değişik irilikteki katı taneciklerden oluşmuş karışımları birbirinden ayırmak için kullanılan yöntemdir.

Nohut – mercimek karışımı mercimeğin geçebildiği nohutun geçemediği bir elekten elenerek ayrılır.Kum-çakıl ,un – kepek elenerek ayrılan karışımlardır.

SÜZME:Bir sıvı ile bu sıvıda çözünmeyen katı tanecikler süzme yöntemiyle birbirinden ayrılır.

Huniye yerleştirilen bir süzgeç kağıdına çamurlu su dökülürse çamur üstte kalır,saydam suaşağıya akar.

Haşlanmış makarna,demli çay süzme yöntemi ile ayrılan karışımlardır.

YÜZDÜRME: Birbiriyle karışmış farklı katı taneciklerin bir sıvı yardımıyla ayrılması yöntemidir.

Fasulye saman karışımı suya atılırsa fasulye su dibine çöker ,saman çöpleri su yüzeyine çıkar.

DİNLENDİRME: Bir sıvı içine dağılmış katı taneciklerin zamanla dibe çökmesi ile ayrılma yöntemidir.

Çamurlu su bulanıktır. Bir süre bekletildiğinde çamur dipte toplanır. Üstte saydam su kalır.

MIKNATISLA AYIRMA: Demir kükürt karışımına mıknatıs yaklaştırıldığında demir tozları mıknatıs tarafından çekilip kükürtten ayrılır.

ÇÖZME ve KRİSTALLENDİRME: Katı ile katının karışımlarını suda çözüp kristallendirme ile ayırma yoludur.

Günlük yaşamımızda reçel ve sızma bal kristallenebilir. Bu olaya şekerlenme denir.

 DAMITMA: Damıtma yöntemi sıvı-sıvı karışımların ayrılmasında kullanılır. Karışan maddelerin kaynama noktalarının farklı olmasından yararlanılır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s